Çalkantılı Senaryo...!

19 Mayıs 2019 Pazar 15:00
Gelişmekte olan ekonomilerin tam olarak oturmayan finansal yapısı nedeniyle, hükümetlerinin, bankalarının ve firmalarının yurtdışında dolar cinsinden borçlanma seçeneğinden başka bir seçeneği yoktur.
Ülke para birimleri değer kaybettiğinde ise , dışardan alınan bu kredilerin yerel para birimi cinsinden değeri ve dolayısıyla ödeme miktarı artar. Hafif çalkantılı bir senaryoda bu, iç borç verme, yatırım ve büyümede yavaşlamaya neden olabilir; Aşırı durumlarda iflas ve finansal krizlere neden olabilir. Bu olumsuz etkileri, gelişmekte olan piyasa merkez bankalarının keskin döviz kuru hareketlerine karşı alerjik olmasının bir nedenidir.
Gelişmekte olan pazarların iç piyasada kendi para birimiyle borçlanmayla kaynak oluşturması da popüler ve faydalı olarak görünmüştür. Bugün halen yabancı yatırımcılar Kolombiya, Meksika, Güney Afrika ve Türkiye'de önemli miktarda yerel para birimine ait tahviller tutmaktadır. Bank for International Settlements (BIS) ekonomistlerinin iddia ettiği kötü haber yerel para birimlerinde borçlanmanın da ekonomik gelişim açısından yardımcı olduğu ancak her derde deva olmadığını gösteriyor.
Araştırmalara göre işler yolunda gittiğinde, ülke para birimlerinin (TL, Rand, Peso) değer kazanması sonucu değer kaybeden Döviz birimleri (USD, EUR) küresel yatırımcılar tarafından memnuniyetle karşılanmamaktadır. Çünkü küresel bazda bakıldığında bu yatırımcıların asıl hedefi dolar bazında getiri elde edebilmektir. Bu sebeple, Döviz kurlarında yaşanan düşüşler günün sonunda gelişmekte olan ülkelere verilecek kredilerin kısıtlanmasına, döviz kurunun artmasına ve o ülkedeki yerel faiz oranlarının yükselmesine sebep olurlar. Bu açıdan bakıldığında serbest piyasanın savunulan ‘' gerçek şokları engeller ve finansal şoklara karşı dayanıklı bir sistem sağlar ‘'öngörüsü, Serbest piyasanın gerçek şokları engellemekten ziyade finansal şokların vericisi ve yükselticisi olarak hareket edebileceğini gösterebilmektedir. Bu durum merkez bankaları için finansal istikrar konusunda endişe duyulan büyük bir sorundur.
Sadece enflasyonla ilgilendiğini iddia eden merkez bankaları için dahi döviz kuru oynaklığı bir ikilem oluşturmaktadır. Değerli bir para birimi (Örneğin TL) enflasyon üzerinde azaltıcı bir baskı uygulamakta ancak aynı zamanda iç mali koşulları da gevşetmektedir. (Harcamaların ve borçlanmanın artması) Bu şekilde borçlar ve riskler biriktikçe de gelecekteki fiyat baskısının ve keskin bir devalüasyonun habercisi olmaktadır.    
Bu tür ikilemlerin yaşandığı küresel piyasalarda Merkez Bankaları ne yapmalı sorusu halen tam anlamıyla cevaplanmayı bekleyen sorular arasında yer almaktadır.
YAZARIN SON YAZILARI