''Küresel ekonomik görünüm''

26 Ocak 2020 Pazar 19:17
Küresel ekonomik kalkınmada 2019'a kadar işler yolunda gidiyor gibi görünmekteyken 2019 yılında IMF tarafından dünyanın önde gelen CEO'larıyla yapılan bir ankette CEO'ların önümüzdeki dönemde resesyon beklediğine dair sonuçlanması  ile Dünya olarak aniden küresel ekonomik kalkınmada zor bir aşamaya geçtik.
Gelişmekte olan piyasalar, gelişmiş ekonomilerle hızla yakalandıkları uzun bir dönemden sonra hızlarını kaybettiler. Gelişmekte olan ülkelerin toparlanarak eski ivmelerine yeniden kavuşması için yeni ekonomik strateji ve modellere ihtiyaç duydukları açık fakat şu ana kadar böyle durum söz konusu değil.
IMF ve Dünya Bankası'nın son ekonomik tahminleri Çin, Hindistan, Türkiye ve Latin Amerika'daki gelişmekte olan ülkeler için uzun süreli yavaşlamalara işaret ediyor. Bu durgunluk gelişmekte olan piyasaların durdurulamaz yükselişi diye lanse edilen geçmişteki aldatmacalardan biri de olabilir. Ancak gelişmekte olan ülkelerdeki hükümetlerin gerçekten endişe duydukları ortada ve her biri ekonomilerine nasıl canlandıracakları ile ilgili çözüm arayışındalar. Geçmişte bir ekonomik problem ile karşılaşıldığında hükümetlerin elinde hazır reçeteler mevcut ve buna yönelik bir çözüme sahiptiler. Fakat 2008 krizinde sorunları çözmek yerine üstü örtülerek geçiştirildiği için şimdi problemler daha da büyümüş durumda ve FED dahi ne yapacağını bilemediğini ve dünyadaki gidişata göre ani kararlar aldığını beyan etmekten çekinmiyor.
Çözüm için ortaya atılan fikirler ise gelişmekte olan ülkelerden ziyade gelişmiş ülkelerin problemlerini çözmeye yönelik yaklaşımlar. Bu sebeple aynı anda hem gelişmiş ülkelere hem de gelişmekte olan ülkelere reçete olacak çözümler bulmak gerekiyor.Bizim gibi gelişmekte olan ülke statüsünde bulunan devletlere düşen ise dar bir vizyon ile günü kurtarmak değil ekonomideki problemleri çözmek adına kapsamlı bir şekilde temel problemlere odaklanmak olmalıdır. 
Açık olan şey şu ki, gelişmekte olan (Türkiye, Brezilya, Güney Kore, Meksika vb) pazarlardaki yeni büyüme ve gelişme zorluklarına çözümlerin IMF gibi kurumlardan ziyade ülkelerin kendileri tarafından sağlanması gerektiğidir. 1980 ve 1990'ların deneyimi, büyümenin gerçekten uygun politika reformları ile artırılabileceğini göstermektedir.
Bu sebeple ekonomi yönetimlerinin işi bilen, ehil insanlara teslim edilerek, işi bilmeyen yöneticilerden bağımsız ve oy kaygısı olmaksızın hareket etmesi gerekmektedir.
YAZARIN SON YAZILARI