Türbülans

23 Şubat 2020 Pazar 22:12
2020 yılına her yeni yılda olduğu gibi hızlı bir giriş yaptık. Coğrafi konumumuzdan mıdır yoksa ülkemizin kaderi midir bilinmez her yıl yeni bir jeopolitik risk beliriyor veya eskisinin etkisi artarak devam ediyor.
Suriye'de içinden çıkılmaz bir sarmala bulaşmışken şimdi de Libya'da dahil olduğumuz süreç ülkece içinde bulunduğumuz sıkıntılara bir yenisini daha eklemiş durumda.
Öte yandan Suriye'de yaşanan İdlib kriziyle beraber oluşan yeni göç dalgasında 2 milyona yakın Suriyeli vatandaşın ülkemize doğru hareket etmekte olduğu söyleniyor. 
Zaten iyi olmayan ekonomik göstergelerimiz açısından bu tür olumsuz haberler gelmeye devam ettiği sürece işlerin yoluna girmeyeceği de aşikar.
Gelelim Merkez Bankasına, Ağustos ayından bu yana yapılan faiz indirimlerine bir yenisi daha eklendi. Merkez Bankası ağustos ayından bu yana faizleri düşürmeye devam etmekte ve bu yolla dile getirilmeyen fakat alenen krizde olan Türkiye ekonomisini canlandırma çabası içerisinde. Fakat gelen büyüme verileri gösteriyor ki hükümet ne yaparsa yapsın attığı tüm adımlar boşa gidiyor ve büyüme ciddi bir hareket sergilemiyor.
Bunun sebeplerinden biri de şu; Türkiye'de üretim ithalata dayalı ve bu yüzden faizler indiğinde kur yükseliyor. Kurda yaşanan yükseliş neticesinde reel sektörün üretim için ithal ettiği hammadde fiyatları artıyor. Üreticiler hammadde fiyatları artınca ürünlere zam yapmak zorunda kalıyor. Bu yeni zamlar enflasyonu tetikleyerek arttırıyor. Zaten enflasyondan bıkmış olan tüketicilerin alım gücü iyice azalmış oluyor.
Reel sektörü canlandırma hedefiyle düşürülen faizler kuru yükselterek enflasyona sebep oluyor. Bu da yetmezmiş gibi halihazırda şirketlerde bulunan döviz borçlarının artmasına neden olarak şirketleri daha da zor duruma sokuyor. Yani faiz düşürmek şu an için Türkiye ekonomisine uzun dönemde hiçbir fayda sağlamıyor. Reel sektörün içinde bulunduğu vahim durum neticesinde üretim yapamadığı için istihdam sağlayamıyor.
Sonuçlar ortada işsizlik rakamı üzerindeki her türlü oynamaya rağmen %13.7 ile Cumhuriyet tarihindeki en yüksek oranlardan birini yakalamış durumda. Basına yansımasa da son zamanlarda borçlarını ödeyemediği veya işsizlikten ötürü intihar edenlerin sayısı bir hayli artmış durumda ve artarak devam ediyor.
Bütün bunlar olurken Ekonomi yönetimi daldıkları derin uykuda gördükleri rüyaları halka anlatarak onları da inandırmaya devam ediyorlar.
Gerçek olan şey şu ki Türkiye Ekonomisi çok ciddi bir türbülans içerisindedir ve eğer aklı selim davranıp bir an önce önlem alınmazsa bu türbülansın sonuçları çok vahim olacak…
YAZARIN SON YAZILARI