Aydınlık yazarı : 31 Mart sonrası tufan...

Ekonomiden Sorumlu Eski Devlet Bakanı Ufuk Söylemez, ekonomiye ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Aydınlık yazarı : 31 Mart sonrası tufan...
Ufuk Söylemez, Aydınlık gazetesindeki bugünkü yazısında “31 Mart'tan sonrası tufan dercesine, hareket ediyorlar. Görünen köy kılavuz istemez. 31 Mart'tan sonra bu gidişatla tarihinin en ağır ve zorlu kemer sıkma programına ve acı reçetenin de millete ödetilmesine doğru gidiliyor ne yazık ki” ifadelerini kullandı.

 Ufuk Söylemez'in “Popülizmle, yangına körükle gidiliyor!” başlıklı yazısı şöyle….

Ülkeyi ağır borç yükü, çok yüksek enflasyon, çift haneli işsizlik ve fahiş faizlere mahkûm ederek, ekonomiyi reel sektör ve borç odaklı, uzun ve derin salınımlı bir ekonomik krize sürükleyen iktidar, bugünlerde tam anlamıyla paniklemiş görünüyor.

Diğer yandan, baskıcı-kutuplaştırıcı-anti demokratik bir biçimdeki söylem ve politikaların sonucunda; yargının siyasallaştırılmasının, bürokrasinin cemaatleştirmesinin, görülmemiş eş-dost, akraba kayırmacılığının, inanılmaz ihale yolsuzlukları iddialarının, mali aflarla ülkenin kara para cennetine dönüşmesinin de yolu açıldı.

Ekonomide yatırım iklimi kayboldu. Demokratik sabır ve hoşgörü ortamı yok oldu. Medya çok kanallı fakat tek sesli hale dönüştürüldü.

Siyasal İslamcılık azgınlaştı. Dış politikada çelişkili, zikzak yapan istikrarsızlık egemen oldu.

Geniş halk kitleleri ise, bu gidişattan kaygılı. Ekonomik yoksunluk ve yoksulluk içinde insanların iktidardan hoşnutsuzluğu giderek artarken, yerel seçimler ise yaklaşıyor.

Güvenilir anket, araştırma ve tahminlerde, AKP'nin oylarının ciddi bir biçimde erozyona uğrama ihtimalinin oldukça kuvvetli olduğu anlaşılıyor bu kez.

Bu şartlar altında, sadece yerel seçimleri değil, giderek iktidarını da kaybetmek ve hesap verme zorunda kalmak ihtimalinden endişe eden iktidar, tam anlamıyla paniklemiş görünüyor.

O nedenle de ekonomik krizi daha da derinleştirmesinden endişe edilen popülist seçim harcamalarına yüklenmiş görünüyor. Damat Berat Albayrak “bütçe ve mali disiplinden taviz vermeyeceğiz” yolunda açıklamalar yaparken, aynı gün kayınpederi T. Erdoğan ise, eşi-benzeri görülmemiş popülist seçim harcamalarının “müjdesini” veriyor.

Milyonlarca kredi kartı borçlusunun bankacılık sektörüne olan ve ödenemeyen kredi kartı ve tüketici kredisi borçlarının, kamusal sermayeli ve ana gayesi tarımı finanse etmek olan Ziraat Bankasının üzerine yıkılacağı aşikâr olan açıklamalar yapıyor.

Eş zamanlı, mali olarak batık-müsrif ve kötü yönetilen futbol kulüplerinin milyarlarca liralık borçlarının da “yeniden yapılandırma” adı altında, yine Ziraat'ın başını çektiği bankacılık sektörüne yüklenilmesine çalışılıyor.

Yağmur gibi yağan konkordato taleplerinin önünü almak için konkordato müracaatlarını zorlaştırıcı bir yasa apar-topar çıkartılırken, batık ve yandaş müteahhitlik firmalarının ödemedikleri kredi borçları, ve taksitlerinin “yeniden yapılandırma” adı altında bankacılık sektörü üzerinde “donuk aktiflere” dönüşmesinin adeta önü açılıyor.

31 MART'TAN SONRASI TUFAN!

31 Mart yerel seçimlerine kadar, KDV-ÖTV indirimleri, bol keseden teşvik ve kredilerin piyasaya boca edildiği, olabilecek en çılgın seçim harcamaları ortalığa saçılıyor.

Üstüne üstlük, sanki milletin aklıyla alay edercesine, mali disiplinden, bütçe sıkılaştırılmasından bahsediliyor.

Tüm bu gelişmeler, iktidarın yerel seçimlerde kaybetme endişesi ise paniğe kapıldığına işaret ediyor. Bu nedenle de eşi benzeri görülmemiş popülist seçim harcamalarına, kredi, teşvik ve vergi indirimlerine yöneliyorlar.

Günü kurtarıp, tüketicileri geçici olarak rahatlatsa bile, bu popülist seçim harcamalarının bol kepçeden piyasaya boca edilmesinin faturasının; mevcut ekonomik krizin daha da derinleşmesine, bütçe açığının artmasına, mali disiplinin daha da bozulmasına, dış yatırımcı ve kreditörlerin bu gidişat karşısında ekonomiye duydukları güvenin daha da azalmasına yol açmasından ise hiç endişe etmiyor görünüyorlar.

Yani sanki 31 Mart'tan sonrası tufan dercesine, hareket ediyorlar. Görünen köy kılavuz istemez. 31 Mart'tan sonra bu gidişatla tarihinin en ağır ve zorlu kemer sıkma programına ve acı reçetenin de millete ödetilmesine doğru gidiliyor ne yazık ki. Bu popülist harcama furyası-üzücüdür ki- yaşanan ekonomik krizin ateşine adeta benzin dökmeye benziyor.

Böyle giderse, seçim popülizmi ve harcamalarının ekonomik krizi daha da derinleştireceğinden korkuyoruz maalesef.

Geçtiğimiz günlerde,29.Kasım.2018 tarihinde “31 Mart'tan sonrası tufan(mı)?” başlıklı bir uyarı yazısı kaleme almıştım.

Bugün itibariyle artık tereddüttüm kalmadı, çok açık ki, evet ekonomide 31 Mart'tan sonrası ne yazık ki tufan!

HABER YORUMLARI