Bunlar abur cubur değil, çöp!

Hepimiz doğal olarak endişe içindeyiz, aşı ne zaman çıkacak bu virüs belası hayatımızdan ne zaman çıkacak diye merakla bekliyoruz.
Bunlar abur cubur değil, çöp!
Başımıza bir kaza bela gelmesin diye alıştığımız hayat tarzlarını neredeyse tamamen değiştirdik, yeni koşullara adapte olduk, bilinçli olanlarımız elimizden geldiğince korunma mücadelemizi sürdürüyoruz.

Zaman geçtikçe bazılarımızda bu salgından fazla yara almadan çıkabileceğimiz yolunda umut da doğmuş olabilir.

Örneğin ben ve bazı arkadaşlarım bu işin sonunun 2021 yılı sonuna doğru geleceğini ve o tarihe kadar dayanırsak bu işten yırtma ihtimalimiz olabileceğini bile düşünmeye başladık.

Virüs ilk çıktığında yeni bir tehditle karşılaştığımızdan doğal olarak hepimiz, buna bilim insanları da dahil, panikledik. Başlarda ne yapacağımızı ve hayatta kalıp kalmayacağımızı bilemiyorduk.

Bu doğal insani bir ilk tepkiydi. Ama aradan zaman geçtikçe, tedavi olan insanları da gördükçe deyim yerindeyse virüsün yeni normaline bile alıştık ve bir ihtimal biraz daha dayanırsak bu işi de atlatacağımız umudu hepimizde belirdi.

*

Bu gibi dönemlerde kötü haber veren kişi hiç olmak istemem ama kaçınılmazı da söylemem gerekiyor.

Virüs tehlikesini tahmin ettiğim gibi 2021 sonuna doğru atlatsak dahi bu işten uzun vadede kurtuluşumuz kesinlikle yok gibi gözüküyor.

Çünkü sokaktaki virüsten kurtulsak dahi geçtiğimiz dönemde hayat tarzlarımızda olan değişim yüzünden uzun vadede hepimizin virüsün zorladığı hayat tarzları nedeniyle erkenden öleceğini filan düşünmeye başladım ben.

*

Böyle düşünmemin nedenini açıklayacağım tabii ki. Herkes erken ölecek diye ağır, iddialı laf söyledikten sonra bunun gerekçesini açıklamaya girmemek tabii ki düşünülemez.

Bir de kavramda netlik olsun diye şunu söylemeliyim burada bahsettiğim uzun vade, bize tabiatın verdiği doğal uzun vademiz değil, yani hepimiz geçtiğimiz dönemde hayat tarzlarımızda olan değişimler nedeniyle ölüm zamanımızı erkene almış olabiliriz diyorum burada.

*

Şimdi biliyorum diyeceksiniz ki "Hayat tarzımızda ne olmuş olabilir ki, işte çekildik evlerimize kendimizi koruyoruz elimizden geldiği kadar kendimize dikkat de ediyoruz daha başka ne yapabiliriz" diye soracaksınız.

Vallahi siz evde ne yapıyorsunuz bilemem ama marketlerde kısa bir dolaşmam sonucunda bile ben karşı karşıya olduğumuz tehlike nedeniyle gerçekten dehşete düşmüş durumdayım.

Bu gördüğüm bence yeni bir gelişmeydi. Gezdiğim her markette,ki emin olun büyüğünden küçüğüne çoğunu da denediğime emin olun, en zengin çeşidin olduğu bölüm, İngilizce 'junk food' olarak tabir edilen ve Türkçeye de nazik olunması için 'abur cubur' olarak çevrilen aslında çöpe atılması gereken yiyecekler olan bölümün çok zenginleştiğini gördüm. Anladığım kadarıyla üreticiler şekerli çikolatalı atıştırmalık yiyeceklerde bir yaratıcılık patlaması yaşamışlar geçtiğimiz dönemde.

Abur cubur yemek konusunda dünya liderliğini elinde tutan Amerika'da bile marketlerde göremeyeceğiniz türde her türlü çikolatalı ürün raflarda sergileniyor ve dediğim gibi her marketin en zengin bölümünü de bu malların sergilendiği bölüm oluşturuyor. Onların hemen yanında da tabii ki yine çeşidin olağanüstü olduğu, diğer zararlı ürün cipsler duruyor.

*

Anladığı kadarıyla galiba zorunlu evlere kapandığımız dönemde atıştırmalık yiyeceğe saldırmış olmalı insanlar. Bu doğal tabii ki insanlar can sıkıntısından anlık hazzı yüksek olan, geçici mutluluk verebilen bu tür yiyeceklere ağırlık vermiş olmalılar. Üreticiler de ne yapsın baktılar ki talep olağanüstü patlamış onlar da çeşitlerini arttırıp malların sergilendiği market raflarını olağanüstü çeşitle süslemişler. En alt tabakada kek üzerine üç veya dört kat çeşitli çikolata ile kaplanmış bu yiyecekler gayet tabii ki çok lezzetliymiş gibi geliyorlar. Zaten abur cubur yiyeceğin tehlikesi de buradadır. Bunlar aslında kalitesiz oldukları için hem daha ucuz hem de olağanüstü sağlıksız olabiliyorlar. Sağlıksız yiyecekler de daima insana haz verdiklerinden dolayı, bunlar bir türlü bağımlılık da yapabiliyor.

*

Doktorum isterse kızsın ben de dayanamadım bu yeni ürünlerden bazılarını tabii ki denedim. Bunlara alışmış olanlara hak vermemek mümkün değil, doğrusunu isterseniz ben bir ısırışta herhangi bir yiyecekten bu kadar haz alabildiğimi daha önce hiç hatırlamıyorum.

Ama yiyip bitirdikten sonra hemen suçluluk duygusu da başladı. Yanlış anlamayın sadece şişmanlayacağım diye değildi bu duygu. Çünkü yaşım gereği ben fiziksel görünümüme artık fazla önem vermiyorum ama o yediğim nedeniyle doğal ölüm zamanımı erkene aldım düşüncesi de biraz endişelendirdi beni.

*

Marketlerdeki bu tehlikeyi ciddiye almalıyız. Çocuklarımız, torunlarımız tehdit altında. Virüs bir şekilde geçecek ama yediğimiz içtiklerimiz ile virüsün yapamadığını kendimize yapmamız ihtimali çok yüksek.

Bu tehlikeli yiyeceklerden kaynaklanan abur cubur salgınını nasıl yeneceğiz bilemiyorum çünkü her gece yayınlanan reklamlarla bunları yemenin modern yaşamda başarılı olmakla özdeşleştirildiği görüntüler de yayınlanırken gençlerimizi bu yiyeceklerden uzak nasıl tutacağız bilemiyorum.

Tamam orada da bir sektör var para da kazanmaları gerekiyor ama onlar para kazanacak diye toplumun sağlığını da tehlikeye atamayız.

Ben her işi devletten beklemek taraftarı değilim ama atıştırmalık yiyecekler konusunda bir düzenlemeye ihtiyaç da olduğu kesin.

Eğer bu tür tüketimi azaltmak yönünde bir adım bir an önce atılmadığı takdirde genç nüfusumuzu başta şeker hastalığı ve obezlik sorunlarının beklediğini bilelim ve herkesin ölüm zamanını doğal olanından erkene çekildiğini de görelim.

Marketlerde bu tür ürünlerin sergilendiği rafların daha az çekici olmaları da hızla sağlanmalı bu arada.

Aman virüsten kurtulacağız derken onun hayat tarzı etkilerine teslim olmayalım. (SERDAR TURGUT)

HABER YORUMLARI