Netflix dizilerinin ortak noktası seks ve eşcinsellik!

Bir yapımın ben Netflix dizisiyim diye bağırdığı en ayırt edici özelliklerden biri de heteroseksüellik dışındaki cinsel yönelimlere, bu türden ilişkilere vurgu yapıyor olması.
Netflix dizilerinin ortak noktası seks ve eşcinsellik!
Zorlama senaryolar, resmin bütünüyle hiç de alakası olmayan hikaye içinde minik hikayeler, bol ve çoğunlukla gereksiz seks, karaktere uygun olmayan oyuncu seçimleri, yaşlısı genci fark etmeksizin ergen bir yaşam tarzı, olmazsa olmaz eşcinsel ilişkiler, yetişkinlerin ucu ta çocukluğa varan ebeveynleriyle aralarında bir türlü çözemedikleri sorunları, sadece annesi veya babası tarafından büyütülmek zorunda kalınan genç kızın aşamadığı terk edilmişlik hali, alkol, parti, uyuşturucu... Daha sayılabilecek onlarca aynı şey...

Doğru tahmin, Netflix'ten bahsediyorum.

Bir kitapsever dört duvarı tabandan tavana kitaplarla dolu bir salona ilk girdiğinde büyüleniyor. Ardından kitapları yakından incelediğinde çok az sayıda tatmin edici kalitede eser dışındakilerin neredeyse birbirinin aynı  zırvalamalarla dolu çöp diye tabir ettiğimiz türden kitaplar olduğunu fark ediyor.

Bu nasıl kötü bir histir az çok tahmin edersiniz. Şayet siz de bir kitapseverseniz o yıkılmışlığı anladınız bile. Büyük ve derinde ansızın beliren bir hayal kırıklığı. Dolu görünen koca bir boşlukla yüzleşmek...

Herkesin ortak noktası seks

İşte Netflix de bana kalırsa tıpkı dopdolu görünen kütüphane gibi, başta insanı etkileyen ancak içine fazlaca dalınca birkaç istisna dışında bomboş ve  farklı bir lezzet bulmanın pek de mümkün olmadığı bir dünya.

İçi klişe dolu Türk dizilerine tümden burun kıvırmışlar olarak son derece haklıyız ancak söz konusu Netflix olduğunda da görünen o ki buradaki sayısız seçenek arasında tam da şikayet ettiğimiz birbirinin aynı sahneler, klasik replikler, yaratıcılıktan uzak hikayeler ve sonunda ne yani her şey bunun için miymiş demekten kendimizi alamadığımız aşırı zorlama ve gerçeklikten uzak senaryolar.  

Nasıl ki bizim yaz dizilerinin olmazsa olmazları var ve izleyiciyle dalga geçercesine her yaz bir iki basit değişiklikle tekrar tekrar ısıtıp tabağa koyuyorlar. Netflix'te yayınlanan yapımların da çoğunluğu aynen böyle.

Aşırı boş zaman olunca balıklama daldığım bu dünyanın olmazsa olmazlarını daha detaylı saymak gerekirse ilk göze çarpan tabii ki seks. Tek dertleri seksmiş, tek çözümleri seksmiş, tek ihtiyaçları seksmiş, yaşama sebepleri sadece seksmiş gibi yaşayan insanlar...

16 yaşındaki kızın da 60 yaşındaki teyzenin de ortak noktası bu. Seks seks seks...

Bizim toplumumuzdan farklı olarak ulaşabilirliği bu denli kolay olan ve asla tabu olarak görülmeyen bu temel ihtiyacın varlığına bu derece vurgu yapıyor olmaları enteresan. Üstelik "seks satar" mantığıyla hareket etmedikleri de çok açık. Çünkü bu sahnelerin büyük kısmı izleyiciyi ekrana çekecek ışığı olmayan ve hatta neredeyse hiç estetik kaygı güdülmeden çekilmiş gibi...  

Şehvetle, üstünkörü yumulmak arasındaki ince çizgiden bir haber tek bir kişi elinden mi çıkıyorlar anlamadım. Ekstra bir çaba gerektirmeyen kimilerince başlı başına görsel bir şölen olabilecek iki kadının sevişmesini bile bu denli kötü sunmayı başarabiliyor olmaları da ayrıca hayret verici.

Sonuç, her beş dakikada bir sevişme sahnesi olmalı mı, hikayenin bütünü için gerekli mi bu sahneler tartışılır ancak seks tartışmasız bir Netflix klişesi.

Heyecan arayışındaki mutlu çiftler

Geçen gün art arda izlediğim üç farklı dizinin üçünde de seks partneri bulma uygulaması olan Tinder'ın yer alması, üçünde de birbirlerini seven çok mutlu çiftlerin ilişkilerine heyecan katmak için Tinder'da bir profil oluşturup kendilerine eşlik edecek bir aday aramaları, başka bir dizide eşcinsel bir çiftten bir tarafın gay barda bir başkasından etkilenmesi üzerine, sevgilisinin bardaki adamı evlerine davet etmesi gibi, durmadan ilişkilerinin çok sağlam olduğunu ve bu deneyimin onlardan bir şey eksiltmeyeceğini nerdeyse aynı cümlelerle tekrarlayan çiftlerin heyecan arayışları...

Bizim dizilerdeki mutlu çiftlerin ilişkilerini tazelemek için kısa bir romantik tatile çıkmaları gibi, Netflix dizilerinde de üçüncü bir kişiyle yataklarını paylaşmak olmazsa olmazlardan...

Şayet çift uzun süredir birlikteyse ve birbirlerini artık dosttan öte göremiyorlarsa bu noktada da devreye açık evlilik giriyor. Sıkıcı günlük koşturmalar, çocuklar, sorumluklar derken baş başa kaldıklarında artık çakmayan o kıvılcımın eksikliği, kadını bu kararı almaya itiyor. İstisnasız hepsinde bu teklifi yapan taraf kadın.

"Başkalarıyla görüşelim mi?" önerisini erkek tarafı otuz iki diş birden görünecek şekilde mutluluğunu dışa vurarak ve adeta 15'lik toy delikanlı heyecanıyla kabul ediyor. Ve ne hikmetse ikisinin de hemen ertesi gün, sonu yatakta biten birer randevuları oluyor. İnsanın onların diliyle "Hey bu ne hız dostum!" diyesi geliyor.

Şekilci değil gerçekçi bakıyorum ve seksi olmakla yakından uzaktan ilgisi olmadığı gibi, bir kadını etkileyecek farklı yeteneklere de sahip olmayan, sıradanlık yarışında birinciliği göğüsleyebilecek, ciddi bir ilişki vaat etmeyen bir adamın gayet güzel ve seksi iş arkadaşını "Eşimle biz artık başkalarıyla görüşüyoruz." diyerek hemen o gece yatağa atabiliyor olması da, dizinin sürprizli kısmı olsa gerek diye düşünmeden kendimi alamıyorum.  

Tinder'dan en az seksiyi seçmek!

Bu konu açılmışken araya sıkıştırmalıyım ki, Tinder buluşmalarında da dikkat çeken detay, üçüncü seçilen kadının nedense genelgeçer seksi tanımına uymak şöyle dursun yanından bile geçmiyor oluşu.  Yani çiftimiz böyle bir işe kalkışıyor ve onca seçenek arasından belki de en olmayacak kişiyi seçiyor.

Elbette bu işler göreceli ancak yine de seksi tanımının da başta da dediğim gibi genelgeçer bir yanı olduğu yadsınamaz. Her şeyi geçtim en azından bir meme beklentileri olması gerekmez mi? Ama yok işte...

Zaten genel olarak oyuncu seçimlerinde de hoşnutsuz olduğum bu dizilerde açık evlilik kararı alan çiftlerimiz elbette kendi yataklarında mutlu mesut birbirlerine sarılmış olarak noktalıyorlar farklı insanlarla seviştikleri o geceyi. Düzenini bozmaktan korkmak da tam da bu olsa gerek.

Tüm bu dizilerde takıldığım şeylerden biri de zaman mefhumu.  Onlarda gün 24 saat değil, ya da çalışma süreleri 2 saat falan da bizim haberimiz yok. İş çıkışına 1 hafta, 1 haftaya 1 yıl sığdırıyorlar adeta. Üstelik bunu yaparken de, ellerinde telefonları olmasına rağmen, sadece bir cümle için birbirlerinin evlerine, iş yerlerine gidiyorlar, zaman bol nasıl olsa.

Çehov'un Silah'ı kuralı gibi!

Seksten sonra ikinci sıradaki olmazsa olmaz partiler tabii. Sürekli partileme, sürekli alkol ve uyuşturucu... Bu değirmenin suyu nerden geliyor desek cevapları hazırdır herhalde, vergi dertleri yok.:)

Otlar, haplar, alkol havada uçuyor uçuşmasına da ama zerre etkileniyorlar mı? Elbette hayır! Senaryonun ilerleyişine bir katkısı olacaksa tuvalete kusma gerçekleşebilir. Veya ertesi gün hatırlanması istenmeyen bir gece söz konusuysa sarhoş olmaları olası. Aksi takdirde bünyeler sapasağlam maaşallah...

Sarılmış sigara uzatılan yetişkinin yıllardır içmediğini söylemesi ve ardından sigarayı içine çekip derinlere dalışını kim bilir kaç farklı dizide izledim bilmiyorum. Ah bir de "Bu mal harikaymış dostum." repliği  Çehov'un Silah'ı kuralı gibi.

Anton Çehov, “İlk bölümde duvarda asılı bir tüfek olduğunu söylüyorsanız, ikinci ya da üçüncü bölümde o tüfek patlamalıdır. Eğer patlamayacaksa o tüfek orada asılı olmamalıdır.” der. Netflix'e göre de, eğer bir dizide ot içiliyorsa ilerleyen sahnelerden birinde biri mutlaka otun harikalığından veya ne kadar sert oluşundan bahsetmelidir.

Kültürel ve cinsel çeşitlilik

Bizdeki kızın sendelemesi ve erkeğin mükemmel bir refleksle kızı belinden kavrayıp kurtarmasına karşılık bu dizilerde kız erkeği elinden tutup üst kata götürüyor. Dans esnasında kulağa sana bir şey söylemeliyim diyerek  merdivene yönelme , bir istisna olarak da buradan gidelim mi sorusu var... Sonuç ikisinde de değişmiyor.

Şayet üst kata çıkılmışsa, odaya birinin aniden dalması şart. Bir de üzücü bir durum söz konusu olduğunda teselli etme veya teselli olma yöntemleri de sevişmekten ibaret. En yakınlarından birinin cenazesinde bir taraf odaya kapanmış ağlarken diğerinin teselliye gelmesiyle bir de bakıyoruz yasla haz iç içe...

Bir yapımın ben Netflix dizisiyim diye bağırdığı en ayırt edici özelliklerden biri de heteroseksüellik dışındaki cinsel yönelimlere, bu türden ilişkilere vurgu yapıyor olması. Bu dünya sadece heteroseksüellerin değil biz de varız mesajı gibi... Dizilerde özen gösterilen bir diğer şey ise farklı kültürlerden insanları bir araya getirmek.

Örneğin gay çiftlerden bir tarafın siyahi olması altın kural gibi. Lezbiyen çiftlerden birinin de uzak doğulu olması muhtemel. Yan rollerde yine kültürel ve cinsel çeşitlilik hakim.

Yazının başında dediğim gibi onlarca aynılık saymak mümkün ve bunun sonunu getirmek güç. Çoğunuzun yazıyı okurken aklınızdan harika Netflix dizilerini geçirdiğinizden eminim. Az sayıda istisna elbette var. Aklınızdan geçen hangi yapımsa büyük ihtimal o da istisnalardan biridir.  

Laf aramızda ben bile küfür gibi bu yazıyı yazarken kendime yeni sezonunu sabırsızlıkla beklediğim Dark için, "Dark hariç de!" dedim...:)  

Demet SAROVA - Medyafaresi

HABER YORUMLARI

  • furkeinstein: merak etme, onun da ikinci sezonda olaylar gelişir.. (!)