Yandaş medyada 'Yeniden Asya' krizi

Havuz yazarları bugün Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun 11. Büyükelçiler konferansında yaptığı 'Asya’nın farklılıklarını gözeten ancak bölgeye bütüncül bakabilen yeni politikayı oluşturma zamanı gelmiştir. 'Yeniden Asya' adını verdiğimiz açılımı bugün buradan ilan ediyoruz' açılımını değerlendirdi. 'Açılıma' ilişkin havuzun batı endişeciliği kendini gösterdi. İşte havuzun 'Yeniden Asya' gündemi...
Yandaş medyada 'Yeniden Asya' krizi
Havuz yazarları bugün Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun 11. Büyükelçiler toplantısında "Asya'nın farklılıklarını gözeten ancak bölgeye bütüncül bakabilen yeni politikayı oluşturma zamanı gelmiştir. 'Yeniden Asya' adını verdiğimiz açılımı bugün buradan ilan ediyoruz" açıklamasını değerlendirdi.

İşte havuzun "Yeniden Asya" gündemi...

BEN SEVMEDİM O CÜMLEYİ

Hürriyet gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun 11. Büyükelçiler konferansında ifade ettiği "Yeniden Asya" açılımını bugünkü köşesinde değerlendirdi. Özkök, "ben sevmedim bu cümleyi" dedi.

Özkök'ün "Dörtnala geldiğimiz yerden dörtnala geri mi" başlığıyla yayımlanan yazısının ilgili bölümü şu şekilde;

DIŞİŞLERİ Bakanı Çavuşoğlu aynen şöyle dedi: “Yeniden Asya...” Baktım kimseden tık yok... Ya ciddiye almıyorlar.. Ya da Perinçek herkesi “Avrasyacı” yapmış... * Bense sevmedim bu cümleyi... Hiç sevmedim. Çünkü ülkemin geleceğini, çocuklarımın istikbalini hep Batı'da gördüm. Oradan üç-beş kişiye kızdım diye, oradan üç-beş kişi bana haksızlık etti diye, istikametimi değiştirmeyi hiç düşünmedim. Bir de şunu sordum. “Yeniden Asya” dediğiniz mahalle, Avrupa'dan daha mı mutena bir semtte yani... * Hatırlayalım... Nâzım Hikmet'in o dizeleri şöyleydi: “Dörtnala gelip Uzak Asya'dan Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket bizim...” * Bir Kurtuluş Savaşı destanıydı o dizeler... Ve o Kurtuluş Savaşı'nın kahramanı Mustafa Kemal Atatürk, bir yandan işgalci Batı ülkeleriyle savaşırken bile bize Batı'yı işaret etmişti.

ASYA HUKUK DEMİYOR

Karar gazetesi yazarı Taha Akyol, Çavuşoğlu'nun "Yeniden Asya" açılımını bugünkü köşesinde değerlendirdi. Akyol "Asya 'hukuk' demiyor" dedi.

Akyol'un "Türkiye Avrupalı mı, Asyalı mı?" başlığıyla yayımlanan yazısının ilgili bölümü şu şekilde;

Büyükelçiler Konferansında Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, “Yeniden Asya açılımını bugün ilan ediyorum” diyerek çok vurgulu bir konuşma yaptı…

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise “Yeniden Asya adıyla bir açılım politikasını hayata geçirmeyi planladıklarını” söyledi, AB ile ilişkileri daha kuvvetli ifadelerle vurguladı. Hatta vizesiz Avrupa için epey zamandır yerine getirmediğimiz “6 kriter”i tamamlayacağımızı, Yargı Reformu'nun da AB'la ilişkilere katkı sağlayacağını söyledi.

ASYA ‘HUKUK' DEMİYOR

AB ile aramızdaki sorunların başında, hukuken de siyaseten de haklı olduğumuz Kıbrıs meselesi gelir. Ama 2004'teki Annan Referandumundan sonra Avrupa'nın yaptığı açık haksızlığa rağmen Ankara Avrupa ile ilişkilerini adeta zirveye çıkarmış, çok da iyi yapmıştı.

BATIYI REDDETMEK ANLAMINA GELMEZ

Türkiye gazetesi yazarı Rahmi Er'de "Yeniden Asya" açılımını bugünkü köşesinde  "bu açılım Batıyı reddetmek anlamına gelmez" şeklinde değerledirdi.

Er'in "Yeniden Asya açılımı" başlığıyla yayımlanan yazısının ilgili bölümü şu şekilde;

Dışişleri Bakanımız Mevlût Çavuşoğlu, Ankara'da yapılan 11. Büyükelçiler Konferansında “Yeniden Asya Açılımı” diye tutacağımız yeni bir tarz ve yoldan bahsetti. Dikkat çekici olan bu kavram, muhakkak ki Sn. Bakanın ayaküstü aklına gelmiş olup da telaffuz ettiği bir düşünce değildir. Türkiye'nin Dışişleri Bakanı, şunu diyor: -Asya'nın farklılıklarını gözeten, ancak bölgeye bütüncül bakabilen yeni bir politika güdeceğiz. Bakanı, bunu söylerken kararımızın birtakım Batılı devletler tarafından çarpıtılma ve kasten anlamama durumlarına da temas ediyor: -Yeniden Asya Açılımını işiten bazı Batılılar, bize gelerek “Türkiye, eksen kayması mı yaşıyor?” diyeceklerdir. Biz de onlara diyeceğiz ki: “Asya'ya siz gidince ekseniniz kaymıyor da biz gidince eksenimiz niçin kaysın? Türkiye, eksenin tâ kendisidir!” Avrupa ve bütünüyle Batı, Türkiye'nin hayran gözlerle kendisine bakmasını istemektedir. Başka tarafa dönmesine, bir başkasıyla iş birliğine razı değiller. Mandacı ve vesayetçi zihniyetten kurtulamadılar. Eşit devlet anlayışını kabule yanaşmıyorlar. * Şimdi günün şartları gereği ABD ve AB devletlerinin yanına Asya'da Rusya, İran, Hindistan, Çin, Kore ve Japonya'yı da ilave edeceğiz. Belki Asya'daki bazı iktisadî ve askerî kurumlara da üye olabiliriz. Şu var ki Yeniden Asya Açılımı Batı'yı reddetmemek olmadığı gibi bir Avrasyacılık ideolojisi de değildir.

​'DAHA AZ BATI DEMEKTİR'​

Yeni Şafak gazetesi yazarı Nedret Ersanel'de bugünkü köşesinde "Yeniden Asya" açılımını değerlendirdi. 

Ersanel'in "Yeniden Asya..." başlığıyla yayımlanan yazısının ilgili bölümü şu şekilde;

Demek bir ‘ara' oldu, oraya Batı girmiş. Şimdi aradan çıkarmıyoruz, ‘hibrit' devam edeceğiz. “Yeniden Asya”, “Eski Batı” yaratacak mı, tam onu söylemiyoruz. “Yeniden Asya' girişimiyle amacımız eksen seçmek değildir”... Doğru. Ama “daha az Batı” demektir... Asya'nın bu zamandaki varlığı, ortaya çıkış biçimi, Batı ile ilişkilerimizin doğasını değiştiriyor... Herkesin bir “Yeniden Asya”sı var, bizim de var. Bu bir formül; Doğu üzerinden Batı'yla ilişkilerimizi sağlıklı kılıyoruz... ​* Türkiye'yi diplomasi alanında düşünce merkezlerinden biri haline getirmek ve hızla gelişen dijital ortama Türk diplomasisinin ayak uydurmasını sağlamak amacıyla iki yeni girişim açıklandı. İkincisi zor değil. İlki çok zor, zorlayıcı. Hem Asya'nın hem Batı'nın stratejik ortak paydası olmak için “diplomatik düşünce merkezi” olmak gerekiyor. Hem üreten hem çekim yaratan... İşte o düşündürüyor...

HABER YORUMLARI