Her seçim önemli 'Bu seçim çok mu önemli'

25 Mart 2019 Pazartesi 15:05

Bu seçim; ülke için çok kritik, çok önemli, çok hayati laflarını ülkemizde her seçimden önce duyarız. Her seçimde bu kelimeleri duymamız aslında zannettiğimiz kadar seçimlerin önemli olmadığının bir göstergesi olabilir mi?

Eğer seçimler her şeyi çözse ülkelerin problemlerini çözmek çok kolay olurdu. Belediye başkanları ve milletvekillerinin sayısını düşündüğümüzde Türkiye için  yaklaşık 2000 kişinin ülke sorunlarını çözebilmesi gerekmektedir. Ama mevcut duruma ve geçmişimize baktığımızda gelip giden onca seçilmiş kişiye rağmen sorunlarımızın üstesinden hala gelemediğimiz açık ve net bir şekilde görülecektir. 

Seçimlere bu kadar önem atfetmemiz seçime katılım oranlarının gelişmiş ülke ortalamalarının çok üzerinde olmasıyla övünmemiz aslında seçilen kişilere yaptığımız en büyük yanlıştır. Bizim onlardan beklentimizin yüksek olduğunu gören seçilmişler seçilmelerinin akabinde etraflarını saran dalkavuklarında etkisiyle kendilerinde özel bir şey olduğu inancına kapılmaya başlıyorlar. Bu da onların yanlış kararlar vermesine, istişare, hoşgörü gibi demokrasinin temel kavramlarına sırt çevirmelerine sebebiyet veriyor. 

Hipokratın tıp doktorlarına öğüdü olan ama aslında bireyin yaşamının her anında kendine ilke edinmesi gereken “ Önce zarar verme “ prensibini maalesef siyasilerimizde göremiyoruz. Kendilerine yönelik toplum beklentisinin de yüksek olmasının etkisiyle seçilmişlerimiz daha iyi alternatifler  ellerinde olmasa bile mevcut işleyişe müdahale  etmeyi kendine bir görev addetmektedir. Bu da kimi dönem öne çıkan kurumlarımızın birimlerimizin kısa süre içerisinde etkinliklerini kaybetmesine neden olmaktadır.

Ayrıca çoğu zaman doğruyu yapmaya çalışan bir siyasi bile kendisine yönelik beklentilerin büyüklüğünden ve omuzlarına taşıyamayacağı bir sorumluluğun yüklenmesinden dolayı geri adım atmaktadır.

Diğer taraftan, ülkede iyi şeylerin olabilmesi için herkesin elini taşın altına koyması gerekmektedir. Yolsuzluk hırsızlık veya başka bir takım olumsuzluklar tek taraflı yanlışlar değildir.  Söz konusu yanlışlara baktığımızda hep bir çok tarafın işin içinde olduğunu görürüz. Bu tarafları birbirine bağlı bir zincir gibi düşünürsek bir yanlışın yapılması sürecide eğer zincirin halkalarından biri dik durur yanlışa müsade etmezse çoğu zaman o yanlış hareket in diğerleri tarafından yapılmasının da önüne geçmektedir. Ayrıca demokrasi seçimle sınırlı anlık bir süreç değildir.

Toplumsal olarak demokrasinin kanaları her zaman açık tutulmalı ve işletilmelidir. Günümüzde özellikle sosyal medyanın geniş kitlelere ulaşması ile bireylerin sesini duyurabilmesi daha hızlı olmaktadır. Hangi siyasi görüşe mensup olursa olsun haksızlığa uğrayan bir kişinin yanında yer almak, yanlışı yapan Türkiye'deki  moda tabirle “bizden biri” olsa bile karşısında durabilmek insan olmanın üzerimize yüklediği bir görevdir.

Seçimlere verilen önemin azalması ironik gibi gözükse de daha iyi seçimler yapabilmemiz sağlayacaktır. Bu hem seçmenin hem de seçime giren adayların işini kolaylaştıracaktır. Daha geçişken bir oy dağılımı oluşturarak seçmenin beğendiği adaya oy verebilmesini kolaylaştıracaktır. Adaylar için ise o yörede güçlü olan siyasi partilerde adaylık kapma yarışının önüne geçecek ve fikirlerin, projelerin yarıştığı daha şeffaf bir aday belirleme sürecinin ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Pazar günkü seçime ve önümüzdeki diğer seçimlere bir de bu gözle bakalım.

 

YAZARIN SON YAZILARI